İmparatorluk birliğinden küresel vesayete, parçalanmışlıktan yeni müşterekler mimarisine: Türkiye ve İslam dünyası (1918'den günümüze bir tarih, toplum ve jeopolitik muhasebesi)
Giriş: Geniş vatanın yıkılışı ve 1918 kopuşu 1900 yılında sıradan bir Osmanlı aydını ve tebaası için vatan kavramı bugünkü zihinlerin tahayyül edemeyeceği kadar geniş, kuşatıcı ve tabii bir coğrafyaydı. Batum'dan Basra'ya, Van'dan Tiran'a, Varna'dan Trablusgarp'a kadar her yer vatandı. İstanbul, Mekke, Medine, Kudüs, Şam, Bağdat, Kahire, Bursa, Üsküp, Saraybosna, Konya ve Erzurum; aralarında yapay sınırların, gümrük duvarlarının ve yabancılaşmanın bulunmadığı müşterek vatanın aziz şehirleriydi. Sermaye, ticaret, ilim, sanat ve fikir insanları bu devasa havzada hiçbir engelle karşılaşmaksızın serbestçe dolaşabiliyordu. İmparatorluğun sadece Arap vilayetlerine değil, Balkanlar'dan Yemen çöllerine kadar tamamına pasaportsuz, vizesiz ve tahkikatsız gidilebiliyordu.
Kaynaklar
- Independent Türkçe — İmparatorluk birliğinden küresel vesayete, parçalanmışlıktan yeni müşterekler mimarisine: Türkiye ve İslam dünyası (1918'den günümüze bir tarih, toplum ve jeopolitik muhasebesi)